Tılsımlar Mecmuası  /  Sayfa 14Tılsımlar Mecmuası - Sayfa 14 (Onbirinci Söz) Onbirinci Söz
Onbirinci Söz

ONBİRİNCİ SÖZ

          بِسْم الَّلهِ الرَحْمَنِ الرَّحِيمِ       

وَالشَّمْسُ وَضُحًيها * وَاْلقَمَرِ اِذَا تَليَهَا*وَالنَّهَارِ اِذَاجَلَّيهَا * وَ الَّيْلِ اِذَ يَغْشَيهَا* وَاْلاَرْضِ وَماَ طَحَيهَا* وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّيهَا*اِلخ 

 

  Ey kardeş! Eğer hikmet-i âlemin tılsımını ve hilkat-i insanın muammasını ve hakikat-ı salâtın rumuzunu bir parça fehmetmek istersen, nefsimle beraber şu temsilî hikâyeciğe bak.Bir zaman bir sultan varmış; servetçe onun pek çok hazineleri vardı. Hem o hazinelerde her çeşit cevâhir, elmas ve zümrüt bulunuyormuş. Hem gizli pek acâip defineleri varmış. Hem, kemâlâtça sanâyi-i garîbede pek çok mahareti varmış. Hem hesapsız fünûn-u acîbeye ma’rifeti, ihâtası varmış. Hem nihâyetsiz ulûm-u bedîaya ilim ve ıttılaı varmış.Her cemâl ve kemâl sahibi, kendi cemal ve kemâlini görmek ve göstermek istemesi sırrınca; o sultân-ı zîşan dahi istedi ki, bir meşher açsın, içinde sergiler dizsin; tâ nâsın enzarında saltanatının haşmetini, hem servetinin şa’şaasını,hem kendi san’atının harikalarını,hem kendi ma’rifetinin garîbelerini izhar edip göstersin.Tâ cemâl ve kemâl-i mânevîsini iki vecihle müşâhede etsin: Bir Vechi: Bizzat nazar-ı dekaik-âşinâsiyle görsün. Diğeri: Gayrın nazarıyle baksın. Bu hikmete binâen, cesim ve geniş ve muhteşem bir kasrı yapmağa başladı. Şâhâne bir surette dairelere, menzillere taksim ederek hazinelerinin türlü türlü murassaatiyle süslendirip kendi dest-i san’atının en


 Önceki 
 Sonraki 


Risaleinurkulliyati.com bir HARUN YAHYA sitesidir. Yazar Hakkında | Bize Ulaşın | Diğer Siteler