Nur Çeşmesi  /  Sayfa 84Nur Çeşmesi - Sayfa 84 (Otuzikinci Sözün Birinci Mevkıfı)
Otuzikinci Sözün Birinci Mevkıfı

fe diliyle söyler. O zerre dahi, hakikat lisaniyle ve hikmet-i Rabbâni diliyle der ki: "Ben hadsiz vazifeleri görüyorum. Ayrı ayrı her masnûa girip işliyorum, bütün o vezaifi bana gördürecek, sende ilim ve kudret varsa, hem benim gibi had ve hesaba gelmeyen zerrat içinde beraber gezip (Hâşiye) iş görüyoruz. Eğer bütün emsalim o zerreleri de istihdam edip emir tahtına alacak bir hüküm ve iktidar sende varsa... hem kemâl-i intizam ile, cüz olduğum mevcutlara, meselâ: Kandaki küreyvât-ı hamrâya hakiki mâlik ve mutasarrıf olabilirsen, bana Rab olmak dâva et; beni, Cenâb-ı Haktan başkasına isnad et. Yoksa sus! Hem bana Rab olmadığın gibi, müdahale dahi edemezsin. Çünki vezaifimizde ve harekâtımızda o kadar mükemmel bir intizam var ki: Nihayetsiz bir hikmet ve muhit bir ilim sahibi olmayan bize parmak karıştıramaz. Eğer karışsa, karıştıracak. Halbuki senin gibi câmid, âciz ve kör ve iki eli tesadüf ve tabiat gibi iki körün elinde olan bir şahıs, hiçbir cihette parmak uzatamaz."

                        O müddeî, maddiyyunların dedikleri gibi dedi ki: "Öyle ise sen kendi kendine mâlik ol. Neden başkasının hesabına çalışmasını söylüyorsun?" Zerre ona cevaben der: "Eğer, güneş gibi bir dimağım ve ziyası gibi ihatalı bir ilmim ve harareti gibi şümullü bir kudretim ve ziyasındaki yedi renk gibi muhit duygularım ve gezdiğim her yere ve işlediğim her mevcuda müteveccih birer yüzüm ve bakar birer gözüm ve geçer birer sözüm bulunsa idi, belki senin gibi ahmaklık edip kendi kendime mâlik olduğumu dâva ederdim. Haydi def'ol git, sen benden iş bulamazsın!"

                        İşte şeriklerin vekili, zerreden me'yus olunca, küreyvât-ı hamrâdan iş bulacağım diye, kandaki bir küreyvât-ı hamrâya rast gelir. Ona esbap namına ve tabiat ve felsefe lisaniyle der ki: "Ben sana Rab ve mâlikim." O

                        (Hâşiye). Evet, müteharrik herbir şey, zerrattan seyyarata kadar, kendilerinde olan sikke-i Samediyyet ile vahdeti gösterdikleri gibi, harekâtlariyle dahi, gezdikleri bütün yerleri vahdet namına zaptederler. Kendi mâlikinin mülküne idhâl ederler. Hareket etmiyen masnûat ise; nebatattan nücum-u sevâbite kadar, birer mühr-ü vahdaniyyet hükmündedirler ki: Bulunduğu mekânı kendi Sâniinin mektubu olduğunu gösterirler.

Demek herbir nebat, herbir meyve, birer mühr-ü vahdâniyyet, birer sikke-i vahdettirler ki: Mekânlarını ve vatanlarını, vahdet namına Sâni'lerinin mektubu olduğunu gösterirler.

                        ELHASIL: Herbir şey, hareketiyle bütün eşyayı vahdet namına zapteder. Demek bütün yıldızları elinde tutmıyan, birtek zerreye Rab olamaz.



 Önceki 
 Sonraki 


Risaleinurkulliyati.com bir HARUN YAHYA sitesidir. Yazar Hakkında | Bize Ulaşın | Diğer Siteler